


Oyun kavramım melek yüzlü şeytan sayesinde gelişti :)






Oyun kavramım melek yüzlü şeytan sayesinde gelişti :)



ayaklanmaya...
İlgi ikiye bölününce bizimkisi pek bir bozuldu. Gelip ikide birde etrafındakileri ve beni tırmalamaya ve ısırmaya başladı. Ben durur muyum yakın markaj yakaladım mı, ben de yapışıyorum saçına başına :)
İkimizin de en sakin en uyumlu olduğumuz yer havuz. Pek bir keyif alıyorum havuza gitmekten. Genelde güneş kremini vücuduma sürseler de bu krem benim en sevdiğim diş kaşıma aracım. Kremi elime alıp kuduruyorum :)
Ama en sevdiğim şey yüzmek.
Sudan hiç ama hiç çıkmak istemiyorum. Kısaca aşağıdaki resimde, "o bir küçük hanfendiii" gibi dursam da abimi örnek alarak büyüyorum.
Bak bi de benim thisirtümü giyip poz filan veriyor. Yine ısıracağım galiba... Ihhh ısıracağım mı dedim yok yok dişlerim kaşınıyor da ondan. Aman şurda iki satır kendimizden bahsedeceğiz yine ana konu küçük hanım oluverdi. Neyse siz onu bırakın da ben neler yapıyorum anlatayım. Konuşuyor gibiyim. Gibiyim diyorum çünkü 2 kelimeden oluşan cümleler kuruyorum. Ama tek tek kelimelerle istediğim herşeyi anlatabiliyorum. Mesela : anne, galk, del, vu,goy=anne kalk gel su koy, ya da baba, in araba ınnnn = baba inip arabaya binip gidelim :) birde sorulan sorulara yine tek kelimeyle cevap veriyorum; bisikletin nerde ? aşada=aşağıda, nasılsın? iim=iyiyim? Kalem koltuğun altında mı? yok...vs En komiği söylenen cümleleri tamamlamam. Bizimkiler "türküm" diyor ben heme peşinden "doğruyum" diyorum. Ya da annem "biir" diyor ben hemen "itii" diyorum. Sayıları biliyorum ama bizimkiler pek gaza gelmesinler diye henüz peşpeşe saymıyorum.
Benim arkadaşlarım da var,o yüzden pek muhattap olmuyoruz.
Bütün gün havuzun içinde dolanıp, yüzme stilleri geliştirip duruyorum.
Muzurluk konusuna gelince söylemem gerek var mı? Tabii ki tam gaz devam :)
Makinaya.... TAM İSABET


Bol bol mola da veripnce, son bir kaç saat dışında çok mızıldanmadı çocuklar. İlk gece halamızda misafirdik. Halamız,ve kuzenler hasret giderdi.
İkinci günün sabahı "Ürkmez'e" doğru yola çıktık. 45 dakika sonra babanne ve dedenin yanında, yazlıktaydık.
Efe Deniz bahçe ve hortumu görür görmez mest oldu zaten. 
deniz soğuk olmasına rağmen suda da oldukça keyifli vakit geçirdiler. 
Gündüz vakti deniz kenarında yeterince suya doymamış gibi eve döndüğümüzde de şişme havuzda oynayıp durdular. İlk kelimesi (anne-baba haricinde) "araba" olan Efe Deniz'in tatilimiz boyunca araba aşkı görülmeye değerdi. Arbanın anahtarını isteyip , elinden yayakaldığı ilk kişiyle arabaya gidip, anahtarı kontağa sokup kendi kendine direksiyon çevirip bir yandan vites değiştirip "ınnn ınnn- düttt düttt" diyerekten araba sürüyormuş gibi yapması son günlerde artık hepimize fanalık getirdi :) Tatilimizin son günlerine yakın gelen, halamız, Ersin-Tuba ve Erkin sayesinde de mangal keyiflerimiz bir kat daha arttı.
Resmin köşesinde bir fare karpuz mu aşırıyor ne???...