CLICK HERE FOR THOUSANDS OF FREE BLOGGER TEMPLATES »

6 Ağustos 2008 Çarşamba

Dolu dolu 8 ay


5 ağustos itibariyle 8 ayı geride bıraktım.
Sonunda bu dünya denen yeri sevmeye başldım. Hem çok hareketli, hem de keşfedilecek bir sürü şey var. İşte bu yüzden beni uyutmaya kalktıklarında artık direniyorum. Neden gözlerimi kapatıp da bu eğlenceli keşiflerden mahrum kalayım ki?
Taklit yeteneğimi geliştirdim. Anneannemin öksürüğünü taklit etmeye bayılıyorum. Ben daha “öhö öhö” yapar yapmaz herkes hemen bana bakıyor. Gerçekten öksürmeyip numara yaptığım anlaşılınca da hemen “taklit etmek çok ayıptır” diyorlar ama nafile... Taklit yeteneğim bununla sınırlı değil tabi, bizimkilerin heycanlandıklarıda çıkardıkları “hii” gibi bir ses var onu da taklit ediyorum ama annem bunu yaptığım zamanlarda bana “kapı gıcırtısı gibi ses çıkardın” yine diyor. İyi birşey mi kötü birşey mi henüz çözemedim. Ayrıca kim eliyle bir yere vursa ben de vuruyorum, bana “gel gel” yapıklarında ben de yapıyorum.
Cümleler de daha bir anlamlı olmaya başladı hayatımda. “At emziğini”, “Çak”, “Çirkincik yap”, Dilini çıkar” gibi komutlara keyfim yerindeyse cevap veriyorum. Yok eşe dosta göstermelik söyleniyorsa bu cümleler sadece gülerek bakıyorum. Benim kullandığım kelimelere gelince henüz beklediklerini vermedim bizimkilere. Bilinçsizce “dede” diyorum ve bol bol “lay lay” ile ne anlama geldiğini çözemedikleri cümleler kurup kendimce konuşuyorum. Herşeyi bir anda beklemeyin canım,ben daha bebeğim.
Her türlü eşya ilgimi çekebiliyor. Ama mütevazi bir kişiliğim, son model bir arabadan aldığım keyfi bir karton kutudan da alabiliyorum. Salıncakta sallanmakta hoşuma gidiyor, yerde bulduğum bir naylon poşetle oyalanmakta. Baktılar ki oyuncak filan ilgimi çekmeye başladı, geçenlerde büyük temizlik yapıp tüm oyuncakları yıkadılar. Kurutma kısmında ise bu komik görüntü çıktı ortaya...
Mütevaziyim ama tarzım var. Gözlük takmaktan , değişik saç modelleri denemekten, günde en az 5-6 kere üst baş değiştirmekten, değişik tadları denemekten keyif alıyorum. Değişik tadlar demişken. 1 ağustos dedemin doğum günü ve dedemle anneannemin evlenme yıldönümüydü. Bunun şerefine dedemle kadeh tokuşturdum. Aslanın da sütü olduğunu bilmiyordum. Ama hainler masadaki çeşit çeşit mezeden bir tattırmadılar, bütün gece yalanıp durdum yanlarında :( Yemek yemek de çok keyifli birşey. Ağzını sımsıkı kapayıp açmadığın zaman herkes başına üşüşüp komik komik hareketler yapıyor. Sen de gülmek için ağzını açar açmaz tıkıveriyorlar kaşığı ağzına. Ama benim favorim “mandallı anneanne”yle yemek yemece... hem bırakın artık kendim yemek istiyorum diyorum anlamıyorlar. Ne zaman kaşığı yakalamak için hamle yapsam ya benim yüzüm gözüm mama oluyor ya da bana yedirenin. Oysa bakın ne kadar da kibar yiyorum bisküvimi.
Son zamanlarda beni “Nehir”e alışırmak için büyük çaba sarfediyorlar. Almışlar bir tane bebek “bak bu Nehir, cici kardeş” gibi laflarla beni kandıracaklar akılları sıra. Gözümden de anlamıyolarlar galiba, ben de o oyuncak bebeği kardeş zannedecek göz var mı? Tutup saçını çekiyorum, gözünü çıkarmaya çalışıyorum, bir de bakıyorum anlamlı anlamlı birbirlerine bakıyorlar. Huuu o oyuncak bebek ya, ne endişeleniyorsunuz kardeşime hiç öyle şey yapar mıyım...Asıl kızdığım konu son günlerde çıkan “arabanı güzel kullan bak kardeşinde kullanacak o arabayı” lafı . Siz misiniz bunu diyen tenteyi yamulttum, kenarının telini çıkardım. Bi duru di mi, daha kız doğmadan arabamıza göz dikti. Güle güle kullan Nehir’cim :)
Bir de bu ay en hoşuma giden şey ellerimden tuttuklarında adım ata ata istediğim yere doğru ilerleyebilmek oldu. Böylelikle daha fazla eşyaya uzanıp, dafa fazla muzurluk yapabiliyorum. Yakında kimsenin elini tutmadan yapabilirsem şu işi, işte o zaman görün siz beni (ve bizimkilerin perişan hallerini).
İşte koskoca bir temmuz ayı böyle geçti. Ağustos’da beni yeni süprizler bekliyor. Annemin işe dönüşü, Lara abla’nın benim ve Nehir için bizimle çalışmaya-yaşamaya başlaması, ve bakalım daha nelerrr neleerrrr....


PS: Bu yazının yazıldığı gün yani 6 haziran saat 20:30'da ilk kez "baba" dedim :)

7 yorum var.Sen de yazmak istersen burayı tıkla...:

NAZLI dedi ki...

süpersin efecim . parçala o arabayı nehire yeni alsınlar yok öyle cimrilik bunlar mavi kıyafetlerinide giydirirler nehire :))

yazının sonunda bişey dikkatimden kaçmadı işemi başlıyorsun başakçım doktor sana yat dinlen demişken ve doğuma az zaman kalmışken nasıl anlamadım ben bu işi

Başak dedi ki...

Ya aslında biz Efe deniz'e şimdiden yeni araba aldık ama namussuz inat etti binmek istemiyor. Tabii Nehir, abisinin eski(ne kadar eskiyebildiyse 2 kere giyemeden küçüldü tüm tulumlar) kıyafetlerini giyecek, akıllı anne Efe Deniz'e kıyafet alırken hep yeşil ve turuncu aldığından sorun yok :)Ama tabii kız bebek olgusunu vurgulamak için pembişler de alırız birkaç parça :)
Sorma İlknur'cum, 18 ağustosda ücretsiz iznim bitiyor. Doktorumda müsade etmiyor zaten dönmeme bakalım hele bir 18 ağustos'da gideyim de bulacağız bir çözüm yolu diye umuyorum çünkü bu kramlar devem ediyor ve ben kendimi de Nehir'i de iş yüzünden tehlikeye atmayı asla istemem.

candasimsin dedi ki...

yav bu tam şebelek olmuş, şu hale bak...korkulur bundan, nehiri parçalar kesin:))

Sudamlam dedi ki...

allam yaa :))) çok cin olmuş bu :)) büyümüş kocaman olmuş sanki annesi :) aynı gelişimleri duymak gülümsetiyor beni..öksürme taklidi bizde de uzunca zamandır var :))

Başak dedi ki...

Sorma Gülay'cım ben de biz bir boş bulunnuğumuzda kıza oyuncak bebek muamelesi yaparsa diye çok korkuyorum.
Büyümesini en iyi sizler anlayabilirsiniz herhalde Yaprakcım. Ama yazdıkların çok hoşuma gitti. Bu arada birkaç ay önce Efe Deniz'in davranışları, sergiledikleri tavırlrını Damla'ya çok benzettiğimi yazmıştım sana. O yüzden özellikle "aaa bu ay Damla neler yaptı" diye heyecanla takip ediyorum yazdıklarını :)

Acqua dedi ki...

Deniz çok tatlı olmuş maşallah. ben de kızımın o zamanki hallerini özlüyorum valla. Nehir bebeği de sabırsızlıkla bekliyoruz bakalım.

Oğlum Bekir Mert dedi ki...

aayyy şimdi orda olup ısırmak vardı yaramazı içim gitti valla
MaşşAllah diyelim de nazar değmesin.
Bu küçük yaramazlar ne çabuk büyüyor böyle. Nehir’i kucağına alınca daha iyi anlayacaksın Efe deniz’in büyüdüğünü Başak.

Araba onların olsun Efedeniz nasıl olsa sen o zamana kadar yürürsün. Nehir arabada etrafa bakmakla yetinirken sen herkesi peşinde koşturursun heheheheyyyy