CLICK HERE FOR THOUSANDS OF FREE BLOGGER TEMPLATES »

3 Ağustos 2008 Pazar

Havuz arkadaşları


Sürekli yatmanın kolay birşey olduğunu düşünenler varsa yanılıyorlar. Hele insanın kendi evinde hiç kıpırdamadan yatması ne yazık ki pek mümkün olmuyor-olamıyor.hele ki benim gibi televizyondan pek hazzetmeyen biriyseniz. Telefon için, ortalıkta gördüğün bir gazete ya da dergiyi kaldırmak için,sehpanın kenarında seni acayip rahatsız eden bir toz için, sıkılıp bir kitap almak için, terlediğinden üstünü değiştirmek için,sıkıntıdan çook su içtiğinden hem ikide bir biten su şişeni doldurmak hem de tuvalete gitmek için defalarca kalkabiliyorsun.

Oysa annem ve Efe Deniz ile birlikte havuza gittiğimde yattığım yerden pek de kalmadığım gibi yemeğim yanımda, suyum yanımda, kitabım, oğlum herşey yanımda olduğundan tuvalet ihtiyacı dışında hep şezlongumda uzanarak geçiriyorum günü. (tek dezavantaj, o güzelim havuza karşıdan bakıp da girememek oluyor)

Havuza gitmek, su kuşu olan oğlumuz için de çok yararlı oluyor. Akşamüstü güneşinden faydalanıp D vitamini depoluyor, Fenerbahçe Kulübü tam burunda olduğundan sıcaktan hiç bunalmadan bir gün geçiriyor. Yüzme denemeleri yapıp fazla enejisini atıyor.Daha iştahlı yemek yiyip,daha rahat uyuyor ve en önemlisi sosyalleşiyor.
Daha şimdiden pek çok arkadaş edindi bile.

Bu arkadaşlardan ilki Arda(üç yaşına aylar kaldı). Arda da bizim gibi anne ve anneannesi ile geliyor havuza. Efe Deniz de hem Arda'ya hem annesi Aylin'e hem anneannesi Öznur teyzeye bayılıyor. Daha onları görür görmez gülücükler atmaya başlıyor. Birkaç sene sonra beraber fena azacaklarından korkmuyorum desem yalan olur.(Eminim aynı korku Aylinde de vardır :) )

Arda ile.



Sarp'a gelince geçenlerde annesine söylediği bir söz sarp ile Efe Deniz'in ilişkisini anlatmaya yeter de artar diye düşünüyorum.

Uzun süre yaşıtlarıyla (6 yaş grubu) oynadıktan sonra annesinin yanına giden Sarp aynen şöyle der: " ben gerçek dostum Efe Deniz'in yanına gidiyorum" :) Çok alem değil mi?

Sarp ile



Bir de Selim var ki ben ona cankurtaran Selim(6yaş) diyorum. Özellikle yemek zamanlarında birden bire Efe Deniz'in yanında bitip "ceeee" oyunu ile Efe Deniz'in ilgisini çekerek yemek yemesini sağlayan bir cankurtaran. Bu arada Efe Deniz saçını çekse bile sesini çıkarmayan, ve bu sayede saç çekmenin kötü birşey olduğunu "cici" yaparak kafasını sevmesini öğretebildiğim bir arkadaş Selim.


Selim ile



Yusuf'a gelince sanırım bebek konusunda en tecrübeli isim Yusuf. Daha ilk gün yanımıza gelip "7 aylık galiba?" dediğinde donup kalmıştım. Meğer Yusuf, yeğeni sebebiyle tecrübeliymiş :) Bu tecrübesi sebebiyle genelde Efe Deniz'i kucağına alıp dolaştırmak istiyor. Ama ben pimpirikli anne malesef Yusuf'un bu isteğini her seferinde reddetmek zorunda kalıyorum. Ama o yılmıyor. Bir de Yusuf'un en çok hoşuma giden yönü yaşıtı arkadaşları top oynamaya başladığında onlara dönüp "bebek var dikkatli" olun diye uyarması.

Yusuf ile



Ayşe Deniz ile bir kere karşılaştık ama ikisininde ismi Deniz ve aralarında 2 ay fark olunca hemen kaynaştılar.


Ayşe Deniz ile (benziyorlar değil mi?)



Bahsetmek istediğimiz birkaç arkadaşımız daha var ama fotoğraflarımız eksik. Tamamlayıp havuz arkadaşları kadromuzu tamamlamayı başka bir yazıya bırakıyorum.


Bitirmeden çocuklar arasındaki yaş farkı kaç olursa olsun, yan yana geldiklerindeki o enerji, o iletişim, o saflık keşke biz büyükler arasında da olabilse değil mi?






2 yorum var.Sen de yazmak istersen burayı tıkla...:

Sudamlam dedi ki...

arkadaş yapmış demek efe deniz :)) bu çocuklar bir alem. Ne kadar çok şey var değil mi onlardan öğrenebileceğimiz...

Başak dedi ki...

Kesinlikle... ben ilk olarak onlar kadar önyargısız ve rahat olmayı yeniden öğrenmek istiyorum mesela :)